Tarjmaأكتب بالعربي

Türkçe → Arapça

devirmek Arapça dilinde

سقوط

Sözlükteki çeviriler

Gerçek metinlerden örnekler

Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.

"İnek devirmek?" diye sordum.

تفاجئت " بقششة البقر "!

Üç şişe daha devirmek için Henri bizi çağırıyor.

يريد هنري أن ننهي ثلاث زجاجات أخرى.

İngiltere Meclisini devirmek için yola çıkmamıştım.

لأحدث ثورة في البرلمان البريطاني.

Veya bir hükümet devirmek kadar karmaşık bir şey olabilir.

أو موضوع معقد كاطاحة الحكومة

Luke'un hükümeti devirmek isteyen orduya katıldığını anlıyor mu?

هل يقوم بإلتقاط فكرة أن لوقا إنضم إلى الجيش من أجل الإطاحة بالحكومة؟

Beni devirmek için Kayser'le komplo kurduklarının apaçık itirafı!

اعتراف مدقع من ابني بإن القيصر تآمر معه لإسقاط الدستور وتدميرى

Yönetimi devirmek için planlanan, komploya katılmaktan 12 yıl yedi.

وحكم عليه بالسجن مدة 12 عاما بتهمة التآمر ضد القوى النظامية للدولة

Bosna'daki insanları savaş suçlularını devirmek konusunda çok yavaş olmakla eleştirdik.

كنا ننقد بصورة خاطئة الكثير من الاشخاص في البوسنة وننقدهم في بطئهم في محاكمة مجرمي الحرب

"Bu iş beni devirmek olsaydı, daha sonra yok olma korkusu var yeterli zaman çıkıp, ve... "

"إذا كانت هذه الأعمال لا يمكن أن تدق لي أكثر، ثم ليس هناك خوف من أن يكون هناك لا الوقت الكافي ل-- الخروج، و... "

Özellikle nefret ve iğrenmenin dışa vurumu, onları devirmek için çok fazla pozitife ihtiyacınız var.

وخاصة عبارات الازدراء أو الاشمئزاز حسنا نحتاج حقاً الى الكثير من الايجابيات لعكس ذلك.

Yoavla bütün adamları varıp Avel-Beytmaaka Kentinde Şevayı kuşattılar. Topraktan kentin suruna bitişik bir yığın yaptılar ve suru devirmek için yıkmaya başladılar.

وجاءوا وحاصروه في آبل بيت معكة واقاموا مترسة حول المدينة فاقامت في الحصار وجميع الشعب الذين مع يوآب كانوا يخربون لاجل اسقاط السور

Bizler çiçek değiliz, bizler değişim kıvılcımlarıyız" 1995'de Beijing'e gittiğimde cinsiyet eşitliğini sağlamanın tek yolunun yüzyıllardır devam eden baskıcı gelenekleri devirmek olduğuna emindim.

"نحن لسنا زهورا, بل نحن شرارات التغيير" و حينما وصلت إلى بكين في عام 1995 أصبح واضحا لي أن الطريقة الوحيدة