Türkçe → Arapça
bağlayıcı Arapça dilinde
Sözlükteki çeviriler
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
Noktalama, Bağlayıcı
تنقيط، رابط
Kalıp & Bağlayıcı Biçimi
الستينسل وصلة تنسيق
Öğle yalnızca bağlayıcı 1 Saying
قائلا تتغدى فقط الموثق 1
Anaç, agresif, bağlayıcı bir aşka inanmıyorum.
لا أريده! هذا ليس حباً،إنه دمار!
Ve bu açıklama ortada bağlayıcı bir şey olmadığında geçerli.
لم يكن لمراكز الرعاية النهارية أي عقد-- وكان من المفترض أن تعمل بدون أي قيود.
Yani bu, hareket halindeki insan süper organizmasının bağlayıcı dokusudur.
اعني ان هنالك نسق عام يجمعنا جميعاً يجعل الانسان الخارق.. الذي هو نحن الان
Hepinizin,bölümleriniz adına bağlayıcı kararlar verecek yetkide olduğunuzu kabul ediyorum.
أظن أن كل واحد مخول للتصويت نيابة عن أعضائه
Bu bir gözenekli asfalt, dediğim gibi, taşlar arasında küçük bir miktarda bağlayıcı madde var.
إنه إسفلت مسامي، كما قلت، و بالتالي سيتواجد فقط كمية صغيرة من الإسمنت بين الحجارة
Pirifrom lif bezeleri bağlayıcı bileşimi üretir bu, lifleri diğer maddelere bağlamak için gereken liftir.
غدة الخيط الكمثرية الشكل تعمل اللاصق الاسمنت-- وهي الخيوط التي تستخدم لتقييد الخيوط الى الركيزة
Kablo Kanal kapakları yeniden ve kabloların bağlayıcı veya çimdikledi olmadığını denetleyin nerede girmek ve çıkmak kanal
إعادة تثبيت الأغطية قناة الكابل وتحقق من أن الكابلات ليست ملزمة أو مضغوط حيث الدخول والخروج من القناة
Projemden ve seyahatlerimden öğrendiğim başka ilginç bir şey cinsel yönelimin aslında ne kadar zayıf bir bağlayıcı olduğu.
شيئ اخر مثير للاهتمام تعلمته من خلال مشروعي و اسفاري فقط، انه مدى ضعف الميول الجنسي كعامل للتقارب بين الناس.
"Sonra başlamalıdır" diye iki yıl mutlak gizlilik hem de bağlayıcı "dedi; o zamanın sonunda bu konuda hiçbir önemi olacaktır.
"ثم انني يجب أن تبدأ"، وقال انه "من خلال ربط كل منكما على السرية المطلقة لمدة عامين ؛ في نهاية ذلك الوقت سوف تكون هذه المسألة ليس مهما.
İlgili kelimeler ve ifadeler
- Bağlayıcı anlaşma اتفاق ملزم
- bağlayıcı değil غير ملزمة
- bağlayıcı güç قوة الربط
- bağlayıcı hukuk قانون ملزم
- bağlayıcı hukuki قانوني ملزم
- bağlayıcı kısıt قيدا ملزما
- bağlayıcı kıvrım تجعيد موصل
- bağlayıcı kurallar قواعد ملزمة
- bağlayıcı madde غلاف
- bağlayıcı madde وكيل الرابطة
- bağlayıcı madde وكيل ملزم
- bağlayıcı malzeme, المواد الرابطة