Türkçe → Arapça
amansız Arapça dilinde
Sözlükteki çeviriler
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
İngiltere'nin en amansız okçusu ve...
حسناً, هو أخطر نبال في (انكلترا) و....
Bu amansız kovalamacanın sebebi nedir?
كفي عن ملاحقته ألم تقابليه مؤخرا؟
Zaman ve benim niyet vahşi vahşi, daha sert ve daha amansız uzak
الوقت والنوايا بلادي هي وحشية، البرية، وأكثر قسوة وأكثر بكثير العنيد
"Hazzın sadece bedene ait olduğuna ruhun ise amansız yalnızlığına inanıyorum."
"أؤمن بشهوة الجسد و بعزلة الروح السرمديّة"
Bu mahkemede başlayan tören salgın ve amansız bir hastalık gibi tüm ülkeyi süpürdü!
وبدأت طقوس ذلك بهذه القاعة... وتفشـّت حول أرجاء البلاد كالوباء الفتـّاك المتوحش
Yine avunur, Amansız derdime karşın sevinirdim, Çünkü Kutsal Olanın sözlerini yadsımadım.
فلا تزال تعزيتي وابتهاجي في عذاب لا يشفق اني لم اجحد كلام القدوس.
Mağazalarına el koyuldu, hayatının geri kalanını sanat ve kültürün peşinde amansız bir takiple geçirdi.
تمت مصادرة متاجره، وأمضى بقية حياته في سعي حثيث للفن والثقافة.
Hamile bir bayanın tükettiği yemek bir bolluk masalı ya da amansız bir mahrumiyet günlüğü gibi bir hikaye yaratıyor.
تشكّل الوجبات التي تستهلكها المرأة الحامل نوعا من القصة، خرافة جميلة من الوفرة
Onların yerine Bay Brocklehurst'un soğuk ve amansız zalimliği ile yönetilen... ve daha çok hapishaneyi andıran bir okul vardı.
و مكانها كانت هناك مدرسة أقرب ما تكون الى السجن يهيمن عليها برود و حقد و قسوة مستر بروكلهرست
Hüküm süren düşünce de, uzaygemisinin dışındaki evren, amansız bir düşmandır. ve içerisi de bizim tüm sahip olduğumuz ve güvediğimiz tek yer.
والفكرة هي هناك خارج سفينة الفضاء.. الكون الذي يعادي الحياة بشدة.. وداخل السفينة هو كل ما لدينا وما نعتمد عليه.
Ancak onu yalanladılar; bunun üzerine onları amansız bir sarsıntı yakalayıverdi, böylelikle kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.
فكذَّب أهل " مدين " شعيبًا فيما جاءهم به عن الله من الرسالة، فأخذتهم الزلزلة الشديدة، فأصبحوا في دارهم صَرْعى هالكين.
Yiftah, ‹‹Halkımla ben Ammonlulara karşı amansız bir savaşa tutuşmuştuk›› diye yanıtladı, ‹‹Sizi çağırdım, ama gelip beni onların elinden kurtarmadınız.
فقال لهم يفتاح. صاحب خصام شديد كنت انا وشعبي مع بني عمون وناديتكم فلم تخلصوني من يدهم.