Türkçe → Arapça
taşkınlık Arapça dilinde
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
Sakın tartıda taşkınlık etmeyin.
« ألا تطغوا » أي لأجل أن لا تجوروا « في الميزان » ما يوزن به.
Artık kim taşkınlık edip-azarsa,
فأمَّا مَن تمرد على أمر الله، وفضل الحياة الدنيا على الآخرة، فإن مصيره إلى النار.
Tartıda taşkınlık edip dengeyi bozmayın.
لئلا تعتدوا وتخونوا مَن وَزَنتم له، وأقيموا الوزن بالعدل، ولا تُنْقِصوا الميزان إذا وَزَنتم للناس.
Sakın mizanda ' haksızlık ve taşkınlık yapmayın. '
لئلا تعتدوا وتخونوا مَن وَزَنتم له، وأقيموا الوزن بالعدل، ولا تُنْقِصوا الميزان إذا وَزَنتم للناس.
Taşkınlık edip-azanlar için son bir varış yeridir.
« للطاغين » الكافرين فلا يتجاوزونها « مآبا » مرجعا لهم فيدخلونها.
Bir hafta aldı. Sarhoş olup ve taşkınlık çıkarmaktan.
منذ أسبوع، مخمور و غير متزن
Burada gördüğünüz taşkınlık sadece o beline kadar suya gömülmüştü.
الفيضان الذي ترونه... انها الوحيدة التي تعمدت وصول الماء لخصرها لتقوم بالمشهد
Evet, öyle anlaşmıştık J.B. Onu sadece, sarhoş olup taşkınlık çıkarmaktan tutuyordum.
لقد كان هذا اتفاقاً، لقد قبضت عليه للسكر و عدم الإتزان
Bu şaşırtmanın sebebi, dünyada haksız yere şımarıp kibirlenmeniz ve taşkınlık yapmanızdır.
ذلكم العذاب الذي أصابكم إنما هو بسبب ما كنتم عليه في حياتكم الدنيا من غفلة، حيث كنتم تفرحون بما تقترفونه من المعاصي والآثام، وبما أنتم عليه من الأشَر والبَطَر والبغي على عباد الله.
Dediler ki: " Rabbimiz, onun bize taşkınlık etmesinden, yahut iyice azmasından korkuyoruz. "
« قالا ربنا إننا نخاف أن يفرط علينا » أي يعجل بالعقوبة « أو أن يطغى » علينا أي يتكبر.
Dediler ki: " Rabbimiz, onun aleyhimizde bir taşkınlık yapmasından yahut yine azmasından korkuyoruz. "
« قالا ربنا إننا نخاف أن يفرط علينا » أي يعجل بالعقوبة « أو أن يطغى » علينا أي يتكبر.
İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte, can yakıcı azap bunlaradır.
إنما المؤاخذة على الذين يتعدَّون على الناس ظلمًا وعدوانًا، ويتجاوزون الحدَّ الذي أباحه لهم ربهم إلى ما لم يأذن لهم فيه، فيفسدون في الأرض بغير الحق، أولئك لهم يوم القيامة عذاب مؤلم موجع.