Türkçe → Arapça
sükunet Arapça dilinde
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
"Sükunet." Güzel bir kelime.
"قليل الكلام." هذه كلمة جميلة.
Tuhaf bir sükunet sarmıştı beni.
جائتنى فكره غريبه
Şu an sükunet var ve zamanımız bol.
هناك فترة هدوء الان، سيكون لدينا وقت كافي
Sükunet bozulursa, Kaptan gerekeni yapar.
وخرق الحياد يرتدّ على الكابتن.
Tabii, oyunlar da sükunet içinde oynanırdı.
الألعاب كانت تمارس في صمت بالطبع
Bence mantıklı olalım. Bu durumu sükunet içinde...
لنفعل شيئا معقولا لنناقش فقط هذا الأمر
Fakat ben düşündüm ki burası tam bir sessizlik ve sükunet yeri.
وفكرت، ولكن هذا هو مكان الهدوء التام والصمت ؛
Yüzdeki sükunet ifadesi, asaletin bir göstergesi olarak algılanıyor o dönemde.
وهنا في لحظة إطلاق القرص. إن النبالة و الهدوء الذان يبدوان في الوجه يعتبران إشارة لنبالة الإنسان.
O Kitap yaprakları üzerinde sessizce döndü şimdi onun görünümlü bir sükunet geldi bir kez daha ve son ayakta, hareketsiz, kapalı gözlerle,
جاءت الآن في هدوء في نظرته، والتفت بصمت على أوراق كتاب مرة أخرى، وأخيرا، والوقوف بلا حراك، مع عيون مغلقة، ل
Erkek figürlerinin omuzları geniş, kalçaları dar, gövdeleri çok güzel, kollarındaki kasları görüyoruz, güzel yüzlerinde sükunet hissediliyor.
ومن الواضح أنه كان للذكور منهم أكتاف عريضة و وركين نحيفين, و جذوع جميلة, و عضلات مذهلة تظهر على سواعدهم مع هذه الوجوه الجميلة التي تتسم بالهدوء.
Cambon sokağındaki ünlü merdivenin üst basamaklarında görünmeden oturur ve tam bir sükunet içinde mankenlerinin podyumda yürümelerini izlerdi.
وهي جالسة في مكان مخفي على الدرج الشهير بشارع كامبو كانت تشاهد عرض عارضاتها في صمت مطبق
Bayan Wilberforce, tam şu an hasta, tatlı ve yaşlı bir bayan sizin gibi onun da ilerde mekanı cennet olsun korkacak hiç bir şeyi olmadan bir sükunet ama büyük bir umutla bekliyor.
حسناً, إنها فقط حسناً, في هذه اللحظة بالذات سيدة ويلبرفورس هناك مريضة منتظره عزيزه، محبوبه، سيدة عجوز