Türkçe → Arapça
mecburen Arapça dilinde
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
Mecburen.
يجب ان اكون.
İnsan mecburen ayrıl ıyor.
! إننا يجب أن نفترق ـ نفترق ـ يجب أن نفترق
Mecburen. Işığın tam altındaydım.
لن يفيده هذا, لقد كنت تحت الأضاءة المباشرة.
Mecburen yeni şeyler öğreniyordum.
أُجبرَ لتَعَلّم الجديد.
Mecburen yalnız devam etmem gerekecek.
يجب أن يمضي المرح لوحده
Biz zengin değiliz ve seyahat ederken mecburen...
نحن لسنا بأغنياء, و عندما نسافر....
"ama uçak biletimi önceden aldım, bir hafta daha mecburen buradayım"
ثم قلت: "و لكن، أتعرف؟ لقد اشتريت تذكرة طيران، فأنا عالق هنا لأسبوع."
Mecburen ben paso konuştu var ne inkar, formda fain yaşamak; ancak veda iltifat!
لن أتوقف عند مسرور النموذج، مسرور، مسرور ينكر ما لدي تكلم، ولكن مجاملة وداع!
Yani 30 yaşına geldiğinde diyelim ki 10 çocuk sahibi hepsinin anneleri farklı, hatta belki de bazıları mecburen evlatlık edinildiler.
ومع الوقت أصبح عمره ثلاثون عاما، ولديه عشرة أبناء من عدة أمهات، وربما بعض الأطفال اضطروا لأن يتبنوهم عائلة أخرى.
Burada, giydikleri ayakkabılarıyla üzerine basamayacakları için mecburen ayakkabılarını çıkartıp bu soğukta, kutuların içine çıplak ayakla girip böyle bir iş yapıyorlar.
وهنا، لا يمكنهم أن يفعلوا ذلك بنوع الأحذية الذي يرتدونه، لذلك يتوجب عليهم خلع أخذيتهم، أن يكونوا حافي القدمين في الصناديق في هذا البرد