Türkçe → Arapça
kopukluk Arapça dilinde
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
Çünkü temel bir kopukluk var dediğim gibi,
لأن هناك إنقطاع أساسي، كما قلت،
Yani burada tamamen bir kopukluk sözkonusu.
إذاً يبدو أن هناك إنقطاع كامل هنا.
Halen, sanal olan ile fiziksel olan arasında büyük bir kopukluk var.
ولا يزال هناك قطع اتصال كبير في الوقت الراهن بين الإفتراضية والمادية.
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.
أحداها هو عدم الترابط بين فمه المبتسم وعيناه الحزينتان
İnsanlar Alex'in kelimelerimi okuduğunu duyduklarında bir kopukluk hissediyorlar mı?
عندما سمع الناس أليكس يتحدث بكلماتني هل يحدث هذا " فراغاً " بين المتحدث والمتلقي؟
Toplumumuzun karalama yapmayı algılayış şekli ile gerçeğin ne olduğu arasında neden bir kopukluk olduğunu merak ettim.
لذا كنت أتسائل لماذا لا يكون هنالك صلة بين الطريقة التي ينظر إليها مجتمعنا للخربشة والواقع.
İnanıyoruz ki, Mall'ın iletişimsel ve söylemsel alanıyla, her iki yanda sıralanan müzeler arasında büyük bir kopukluk var.
نعتقد أن هناك فاصلا ضخما بين الفضاء الخطابي والتواصلي للمول والمتاحف التي تمتد على كل من جانبيه.
Yalnız, biz birbirimizle yaşamıyoruz; bizim deli benliklerimiz birbirleriyle yaşıyorlar ve bir kopukluk salgınını ebedileştiriyorlar.
لكننا لا نعيش مع بعضنا البعض؛ ذواتنا الهلعة تعيش مع بعضها وتنشر وباء
Ama tüm bunlar bedenimi kullanmanın sadece daha sofistike bir yoluydu - daha fazla kopukluk, çevreyolunda bir sebze bahçesi ekmek gibi.
ولكن كل هذا كان فقط مزيدا من الطرق الراقية لمعالجة جسدي -- إنفصال أبعد