Tarjmaأكتب بالعربي

Türkçe → Arapça

de olduğu gibi Arapça dilinde

كما هو الحال في

Gerçek metinlerden örnekler

Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.

Bazen iki delik, Hamid de olduğu gibi...

وأحيانًا نجد ثقبين.

Belki de olduğu gibi bıraksam daha iyi olur.

ربما من الأفضل أن أتركه كما هو

Bu belki bir olasılıktır......çünkü bugün de olduğu gibi bu aktiviteyi göremedik.

وتغاضينا عنه لاننا لم نكن نعيه تبعاته كما نعيها اليوم

Daha önce de olduğu gibi, dosyalarınızın tümüne tek bir yerden erişebilir ve başkalarıyla kolayca paylaşabilirsiniz.

يمكنك مثلما كان من قبل الدخول إلى جميع ملفاتك من مكان واحد، ومشاركتها بسهولة مع الآخرين.

Mineral evinizde de olduğu gibi birikir ve sonra açıklık kapanır ve boruları toksinlerle yıkamamız ya da sökmemiz gerekir.

تماماً كما يحدث في بيتك... تتراكم المعادن. وبعدها ينسد المنفذ، فعلينا أن نغسل الأنابيب بالسموم، أو يكون علينا أن نحفرها.

Ve bu, ahlaki değerlerimizin sözümona kaynağında savaş halindeki beklentilerin tarifleri okunabilir; aynen Çölde Sayım, bölüm 31'de olduğu gibi:

في الكتاب المقدس. وفي هذا المفترض أن يكون مصدر من مصادر قيمنا الأخلاقية. يستطيع أي أحد أن يقرأ أوصاف ماذا كان يتٌوقع من الحروب, مثل المثال التالي من إنجيل العدد, أصحاح 31: "و هم حاربوا

Fakat bazı bitkiler hayvanları manipule ederler, aynen seks ve nektar vaat edip polenlerin taşınması karşılığında hiçbirşey vermeyen orkideler de olduğu gibi.

وبعض النباتات تقوم بالتلاعب بالحيوانات مثل هذه الحالة لنبتة بستان الفاكهة والتي تستخدم النواقل.. للتزاوج ولصناعة الرحيق

Hormon salgılarınız seslerden her zaman etkilenirler. fakat nefes alış verişiniz, kalp atış hızınız, bende de olduğu gibi, etkilenir, ve beyin dalgalarınız da.

إن الاصوات تؤثر على إفرازات الهرمونات خاصتنا طيلة الوقت بل وحتى تنفسنا, دقات قلبنا - كما فعلت الأن - وأيضاً موجات دماغنا

Mekke ' de olduğu gibi her şehirde de ileri gelen mücrimleri, yüksek mevkilerde bulundururuz ki oralarda hîleler çevirsinler. Onlar böyle yapmakla kendilerini aldatırlar da farkında olmazlar.

« وكذلك » كما جعلنا فُسَّاق مكة أكابرها « جعلنا في كل قرية أكابر مجرميها ليمكروا فيها » بالصد عن الإيمان « وما يمكرون إلا بأنفسهم » لأن وباله عليهم « وما يشعرون » بذلك.

İsveç'te, benim ülkemde, başka örnekler var; güney İsveç'te sulak alanlar, başka ülkelerde de olduğu gibi, sel baskınlarına meyilli, kirlenmiş, baş belası yerledir kentsel yerleşime yakın bölgelerde.

السويد، بلدي، بها أمثلة أخرى، حيث المناطق الرطبة في جنوب السويد كانت تُعد -- كالعديد من البلدان-- كمناطق مزعجة ملوثة معرضة للفيضان