Türkçe → Arapça
basmakalıp Arapça dilinde
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
Belki de basmakalıp olmayan bir formda yazarım..
وربما سوف اكتبه بشكل غير تقليدي هنا
O arazinin üstüne yaydıkları basmakalıp bir grid sistem.
إنًّها شبكة بختم مطاطي وضعوها على الغطاء الطبيعى.
Savunma bu basmakalıp belgelerin sunulmasına itiraz ediyor.
الدفاع يعترض على تقديم هذه الوثائق المكرّرة
Odyssey'i yapma fikri kulağa hoş geliyor, çünkü basmakalıp filmlerden nefret ederim.
ربما هذا يكون مختلفاً عن الأفلام الحديثة التي أكرهها
Ve Brezilyalı arkadaşlarımdan anladığım kadarıyla basmakalıp konuşan bir adam olduğudur.
وما فهمته من أصدقائي البرازيليين أن الشخص هو آلة لتصنيع العبارات المكرورة.
O, en enteresan maçı bile mahvedebilir sadece basmakalıp sözleri tekrar tekrar sadece heyecanla okuyaraktan.
هو قادر على إفساد أكثر المباريات حماسا بتكراره الجمل المصطنعة مرارا ومرارا ومرارا.
Ama bize düşen bir sorumluluk şu ki, basmakalıp varsayımları gerçekten reddetmek, ve ideolojik sınırlarımızdan kurtulmak.
لكن ما تحتاجه هو إلتزام منا جميعاً لأن نرفض بالأساس الإفتراضات المبتذلة، والخروج من علبنا الإيديولوجية.
Boş, basmakalıp cinsiyet grafikleri ve diğer demografik karakteristikler tarafından yönetilmeyen bir medya atmosferi hayal edin.
وبالتالي تخيل جو وسائل إعلام لا تهيمن عليه الصور النمطية حول الجنسين
Belki gelişimin bu basmakalıp kavramlarının mutluluk adına büyük faydalar getirmemesi, son yıllarda mutluluğun kendisine olan ilgiyi artırdı.
ربما لأن هذه المفاهيم التقليدية للتقدم لم تكن قد حققت فوائد كبيرة من حيث السعادة، كان هناك اهتمام متزايد في السنوات الأخيرة
Yaşamak için, adalet için mücadele eden, basmakalıp yargılara meydan okuyan, şaka yapan, şarkı söyleyen bir karaktere vurgu yapan bir film izlemek.
مشاهدة فيلم الذي ربما يسلط الضوء على شخصية تكافح للحياة، أو مجرد شخصية تتحدى التنميط،
Onların güzellikleri görmezden geliniyor çünkü onlar her yerdeler, bu yüzden, bilemiyorum, belki de basmakalıp bir söz ama insanlar onları görmezden geliyorlar.
فقط لم يتنبه أحد لجمالها لأنها منتشرة في كل مكان، إذن، لا أدري، أمر مألوف