Tarjmaأكتب بالعربي

Arapça → Türkçe

يكون بدلا Türkçe dilinde

olmayı tercih

Gerçek metinlerden örnekler

Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.

لن يكون لازاروس في سومطرة بدلا من هنا؟

Lazarus yerine Sumatra burada daha olmaz mıydı?

ولا يمكن ان يكون هناك اي احد احبه بدلا منها

Asla başka kimse olamaz.

وينبغي أن يكون فقط غو جانغ نان تشا (سيارة مكسورة) بدلا من ذلك.

Sadece "Go Jang Nan Cha" (bozuk araba) olmalıydı.

بدلا من ان يكون الامر ابدال مفهوم بآخر فيمكننا التعلم كثيرا والاكتشاف اكثر

Bir hikayeyi diğerinin yerine koymaktansa, bulunan birçok versiyonundan ve daha yazılmamışlardan çok şey öğrenip zevk alabiliriz.

تجعل مربع حوار كجزء من التطبيق المحدد بواسطة winid بدلا أن يكون كتطبيق منفصل

Pencereyi, pencere numarası belirtilen X uygulaması için geçici hale getirir

مثل "أوريو" و"برينجل آند دوف" بدلا من أن يكون لديها علامة تجارية كبرى واحدة.

Oreo ve Pringle ve Dove gibi markalarını ayrı tutmasını açıklamakta.

سيدة (ستراود) أريد التأكد، هل تقولين أنك تفضلين بقاءه هناك بدلا من أن يكون حرا؟

Özgür olmasındansa orada bulunmasının daha mı iyi olduğunu söylüyorsunuz?

أردت أحطمه بدلا أن يكون جزء من العالم حيث الجمال والعبقرية والعظمة ليس لها أى فرصة

Güzelliğin, zekânın ve kusursuzluğun hiç şansı olmadığı şu dünyaya ait olmasındansa, yok olmasını yeğledim.

بدلا عن ذلك أرادنا أن نستخدم نظارات رخيصة كرتونية حيث لا يكون هناك أي إحتمال أن تتلف أعيننا

Bunun yerine, gözlerimizin hasar görmesi tamamen imkansız olsun diye bu ucuz, karton parçaları kullanmamızı istedi.

"انا الهوى بدلا من ذلك، يا سيدي، أن يكون تشغيل بت السياده بلاده من الوقت للخروج بحلول ذلك الوقت."

"Ben daha çok zaman beyliği biraz sonra bitmiş olacağını, efendim fantezi."

هل نحن اغبياء بهذا التفاؤل حول امكانية وجود عالم حيث بدلا من ان يكون الدين عباره عن منافسات على الصراخ

Dinin bölünmeye ve savaşlara neden olan bir haykırış olmaktansa bir köprü oluşturabileceğine inanarak fazla mı iyimser oluyoruz?

ذلك يكون, بكيفية إستعدادهم للتخلي عن شيئ يفعلونه عندما يتفاوضون علي حل المشكلة, وملاحظته بدلا من شيئ آخر يكون في تصورهم --

Yani, bu mesele ortaya çıktığında eldeki işlerini bırakmak için, ve meseleyle ilgilenmek için ne kadar istekli oldukları --