Arapça → Türkçe
مقلوبة Türkçe dilinde
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
انه عبارة عن حديقة مقلوبة
Bahçedeki toprak gibi. Bu ters bir bahçe.
خصوصا وانها مقلوبة رأسا على عقب
Özellikle de resim ters dururken.
ويوجد بجلد قطع من حديد مقلوبة رأسا على عقب؟
Derisinin içi de kıvrımlı demirdenmiş, öyle mi?
كما هو رسول مجنح من السماء حتى أعين بيضاء مقلوبة يتساءل
Beyaz kalkık merak gözleri Unto cennet kanatlı haberci
في خليج المكسيك, ووجدنا أحواض من المياه و لكنها ليست مقلوبة هذه المرة.
Yakın zamanda Meksika Körfezi'ndeki dalışlarımızda bulduğumuz su havuzları, bu kez ters değiller, doğru şekilde duruyorlar.
« والمؤتفكة » وهي قرى قوم لوط « أهوى » أسقطها بعد رفعها إلى السماء مقلوبة إلى الأرض بأمره جبريل بذلك.
Yıkılıp batırılmış olanlar ( Sodom ve Gomora ), en bayağılardı.
أمر آخر تفعله نساء كجدتي في تركيا هو تغطية المرايا بقماش من القطيفة, أو تعليقها على الجدران وهي مقلوبة.
Anneannem gibi kadınların Türkiye'de yaptıkları bir başka şey de aynaları kadifelerle örtmek veya ters çevirerek duvara asmaktır.
ثم حين كنا نفعل هذا، لان شكل القنينة في وضعية مقلوبة يشبة الحرف " Y " وبعدها.. فكرنا بان معناها " لما ولما لا "
Ve sonra bunu yaptığımız sırada, şişenin şekli yukarıdan aşağıya bize Y'yi anımsattı, ve düşündük, yani bu kelimeler, neden ve neden değil, muhtemelen çocukların kullandığı en önemli iki kelime.
« فجعلنا عاليها » أي قراهم « سافلها » بأن رفعها جبريل إلى السماء وأسقطها مقلوبة إلى الأرض « وأمطرنا عليهم حجارة من سجيل » طين طبخ بالنار.
O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.
وهذه المدينة تميزت بوجود تكوينات مختلفة من الحجر الجيري وأحواض مقلوبة في قاع المحيط. أنظروا لهذه الصور. ما أروعها! كيف يمكن أن يحدث هذا! هذا ماء مقلوب!
Kayıp Şehir bu inanılmaz kalker oluşumları ve ters dönmüş havuzların yanında karakterize edildi.
« فلما جاء أمرنا » بإهلاكهم « جعلنا عاليها » أي قراهم « سافلها » أي بأن رفعها جبريل إلى السماء وأسقطها مقلوبة إلى الأرض « وأمطرنا عليها حجارة من سجيل » طين طبخ بالنار « منضود » متتابع.
( Azab ) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik, üzerine de taş yağdırdık: Çamurdan pişmiş, ( azab için ) hazırlanmış, istif edilmiş.