Tarjmaأكتب بالعربي

Arapça → Türkçe

لهم الحق Türkçe dilinde

Hak var

Gerçek metinlerden örnekler

Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.

أما الرجال ليس لهم الحق

Erkeklerin yoktur.

ليس لهم الحق فى اتخاذ اى شئ,ولكن...

Bunu yapmaya hakları yok, sadece

« وإن يكن لهم الحق يأتوا إليه مذعنين » مسرعين طائعين.

Eğer hüküm kendi lehlerine olursa ita ' at ederek, gelirler.

ثم أنت يأتيك مواطنين محترمين لهم الحق أن تحميهم من هذا

Öyleyse namuslu vatandaşların bundan korunması konusunda aynı fikirde olmalısın.

لا تفعل يا أبى, فهم ليس لهم الحق فى ان يطلبوا منك ان تفعل ذلك

Yapma baba. Senden bunu istemeye hakları yok.

فيجيب الملك ويقول لهم الحق اقول لكم بما انكم فعلتموه باحد اخوتي هؤلاء الاصاغر فبي فعلتم

‹‹Kral da onları şöyle yanıtlayacak: ‹Size doğrusunu söyleyeyim, bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz.›

وقال لهم الحق اقول لكم ان من القيام ههنا قوما لا يذوقون الموت حتى يروا ملكوت الله قد أتى بقوة

İsa, ‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› diye devam etti, ‹‹Burada bulunanlar arasında, Tanrı Egemenliğinin güçlü biçimde gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.››

فدعا تلاميذه وقال لهم الحق اقول لكم ان هذه الارملة الفقيرة قد القت اكثر من جميع الذين القوا في الخزانة.

İsa öğrencilerini yanına çağırarak, ‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› dedi, ‹‹Bu yoksul dul kadın kutuya herkesten daha çok para attı.

هل حقا يمكن أن تصل إلى السباحة مولا، وانهم لطيف جدا، وإذا كنت نهج لهم الحق، يمكنك ان تعطي لهم الصفر، وأنهم يستمتعون بذلك.

Gerçekten, bir Molanın yanına yüzebilirsiniz, çok iyi huylular, ve doğru şekilde yaklaşırsanız, onları sevebilirsiniz ve onlar bunu sevecektir.

إن الذين ارتدُّوا عن الهدى والإيمان، ورجعوا على أعقابهم كفارًا بالله من بعد ما وَضَح لهم الحق، الشيطان زيَّن لهم خطاياهم، ومدَّ لهم في الأمل.

Kendilerine doğru yol iyice belli olduktan sonra, gerisin geri dinden çıkanlara muhakkak ki şeytan önce fit vermiş; onları uzun emellere, düşürmüştür.

طبع الله على قلوب هؤلاء وعلى سمعهم، وجعل على أبصارهم غطاء ؛ بسبب كفرهم وعنادهم مِن بعد ما تبيَّن لهم الحق، فلم يوفقهم للهدى، ولهم عذاب شديد في نار جهنم.

ALLAH kalplerini ve kulaklarını mühürler. Gözlerinde perde vardır ve büyük azap onlar içindir.

ولا تكونوا -أيها المؤمنون- كأهل الكتاب الذين وقعت بينهم العداوة والبغضاء فتفرَّقوا شيعًا وأحزابًا، واختلفوا في أصول دينهم من بعد أن اتضح لهم الحق، وأولئك مستحقون لعذابٍ عظيم موجع.

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra ayrılık ve anlaşmazlığa düşenler gibi olmayınız. Onlar için büyük bir azap var