Arapça → Türkçe
حبس Türkçe dilinde
Sözlükteki çeviriler
Gerçek metinlerden örnekler
Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.
لا أستطيع حبس دموعي
Gözyaşlarımı zapt edemiyorum.
لم أتمكن من حبس دموعي.
Gözyaşlarımı tutamadım.
فجمعهم الى حبس ثلاثة ايام
Üç gün onları göz altında tuttu.
"عشرة أيام حبس إنفرداى "هيلتز
10 gün tecrit, Hilts.
لا بدّ أنّها تعبت من حبس أنفاسها.
Nefesini tutmaktan yorulmuş olmalı.
ان ابني عامل مجتهد: لقد حبس نفسه مع زوجته في خزانة
Çünkü bu aslında çocuk işçiliği.
لا يمكنك حبسه لا يمكنك حبس فرد من عائلة (جوود) بالسجن
Onu içeride tutamazsın. Bir Joad hapiste kalamaz.
وهو حبس أنفاسك لأطول مدة ممكنة في مكان واحد دون أن تتحرك
Bu da bir yerde durup nefesinizi tutabildiğiniz kadar tutmak demek.
وما فعلته هو نفس العملية وهي حبس نفَسي والعمل ببطء شديد...
Yaptığım şey yine aynıydı, nefesimi tutup çok çok yavaş çalışarak plastiği işledim, kestim.
اي أن حبس أنفاسي بالفعل للنقطة التي سوف يعتبرونك الأطباء ستتلف دماغك
Doktorların beyin ölümü diyecekleri noktanın ötesinde kadar nefesimi tutabilirim.
فرعون سخط على عبديه فجعلني في حبس بيت رئيس الشرّط انا ورئيس الخبازين.
‹‹Kullarına -bana ve fırıncıbaşına- öfkelenince bizi zindana, muhafız birliği komutanının evine kapattın.
فالقوا عليهما الايادي ووضعوهما في حبس الى الغد لانه كان قد صار المساء.
Onları yakaladılar, akşam olduğu için ertesi güne dek hapiste tuttular.