Tarjmaأكتب بالعربي

Arapça → Türkçe

إلى آخره Türkçe dilinde

falan filân

Gerçek metinlerden örnekler

Yayınlanmış iki dilli metinlerden (altyazılar, belgeler) alınmış cümlelerdir. Kelimeyi bağlam içinde gösterirler ve tek tek incelenmezler.

"سيّشرفني إذا..." إلى آخره.

"Gelirseniz memnun olurum " falan filan.

غرفة تجارة زينيث "رئيس مجلس الكنيسة إلى آخره، إلى آخره، إلى آخره

Zenith Ticaret Odası, Kilise Komitesi Başkanı."

فهي قد تفاقم من الفساد، التبعية، إلى آخره؟ أو ربما تستعين بالماضي.

Bu belki de yolsuzluğu, bağımlılığı vb. şeyleri daha beter hale getirecek veya geçmişe de dönebilirsiniz.

فبصره طبيعي لأن مناطق الرؤية طبيعية ومشاعره طبيعية -- سيضحك، سيبكي، وهكذا إلى آخره -- ولكن السلك من الرؤية إلى المشاعر مقطوع

Görüşü normal çünkü görme alanları normal, duyguları normal, gülüyor, ağlıyor vesaire ama görme ile duygusal bölümler kopuk olduğundan annesinin sahte olduğu yanılgısı var.

ثم نطبق كل هذه المبادئ الأخرى مثل الشفافية والإدارة المهنية، والنتائج القابلة للقياس، وحجم المشروع، و المقدرة على اعادة الانتاج،و إلى آخره.

Sonra tüm bu diğer ilkeleri uyguladık şeffaflık, profesyonel idare, ölçülebilir sonuçlar, ölçeklenebilirlik, tekrarlanabilirlik, vs.

« إذْ أرسلنا إليهم اثنين فكذبوهما » إلى آخره بدل من إذ الأولى « فعَزَزْنا » بالتخفيف والتشديد: قوَّينا الاثنين « بثالث فقالوا إنا إليكم مرسلون ».

Onlara iki elçi göndermiştik, ikisini de yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü biriyle desteklemiştik.

هناك الكثير من الأشياء التي يمكنك فعلها. يمكنك أن تدفع للملابس المدرسية، أن تلغي الأقساط، أن تبني المراحيض، أن تعطي الفتيات الفوط الصحية، إلى آخره.

Yapabileceğiniz birçok şey var, üniformalara para ödeyebilirsiniz masrafları kısabilirsiniz, tuvaletler yapabilirsiniz, kızlara hijyenik pedler verebilirsiniz vs...

« وإن يكذبوك » إلى آخره فيه تسليه للنبي صلى الله عليه وسلم « فقد كذبت قبلهم قوم نوح » تأنيث قوم باعتبار المعنى « وعاد » قوم هود « وثمود » قوم صالح.

( Ey Muhammed ), eğer ( bunlar ) seni yalanlıyorlarsa ( bil ki ) bunlardan önce Nuh, ' Ad ve Semud kavmi de yalanlamıştı.

« واضرب » اجعل « لهم مثلا » مفعول أول « أصحاب » مفعول ثان « القرية » أنطاكية « إذ جاءها » إلى آخره بدل اشتمال من أصحاب القرية « المرسلون » أي رسل عيسى.

Onlara, bir kent halkının kendilerine gelen elçilere gösterdiği tavrın örneğini ver.

« والشمس تجري » إلى آخره من جملة الآية لهم آية أخرى والقمر كذلك « لمستقر لها » أي إليه لا تتجاوزه « ذلك » أي جريها « تقدير العزيز » في ملكه « العليم » بخلقه.

Güneş belirlenmiş olan rotasında akıp gitmektedir. Bu Üstün ve Bilgin olanın kurduğu bir düzendir.